Sunday, March 23, 2014
Oy Ver!!!
Niyahet bir kaç saat engellemeden sonra Twitter'a girdim. Gerçekten çok sıkıntılıymış, Twitter'a girememek ve gerçekten gerekliymiş Sosyal Medya.Bu yüzden twitter yanında diğer sosyal medya araçlarınında ne kadar önemli olduğu ortaya çıktı. Çünkü iletişim sürekliği çok önemli.
Son yaşanan sokak olaylarından sonra her zamanki gibi hastaglar oluştu ve bunlardan bir tanesi "oyuna gelme sokağa çıkma" idi. Peki 8 tane insanımız ölünce bunları yazanların aklı başına mı geldi? Bazı Twittercıların "uyanın uymayın demesi sonra sokağa çıkma evine git oyuna gelme" demesi ne kadar tutarsızlık!
Şimdi ve esas konumuzun hastag'i #oyver! Ara ara da televizyonda santaçılardan oluşan reklam yayınlanıyor. Lütfen #oyver. Bunun yanı sıra iktidar partisine karşı, güçlü olunan yerlerde güçlü olan muhalefet partisnin kazanması.Peki bu ne kadar sonuç verir? Bence hiç tutarlı değil. Bazı halk kitleleri ne kadar istekli olsa da ve bu konuda fikir beyan etsede partilerin bu konuda istekli olmadığı düşünüyorum Onları destekleyen kemikleşmiş kitleninde istekli olmadığını düşünüyorum.Hepsinin hesabı farklı. Hepsinin geçmişten gelen kapanmamış hesapları var.Bazı muhalefet kanadı yayın organlarına baktığımızda, küçük ama güçlü muhalefet organlarına yer vermiyorlar. Bu onların gelin büyük muhalefette birleşelim mesajıdır. Aslında kimin daha iyi olduğu değildir.
Şu demektir ki herkes yine istediğine oy verecektir. Herkes kendi hesabını güdecektir.Ve 30 Mart gece herşeyin nasıl devam edeceği görülecektir.
Son yaşanan sokak olaylarından sonra her zamanki gibi hastaglar oluştu ve bunlardan bir tanesi "oyuna gelme sokağa çıkma" idi. Peki 8 tane insanımız ölünce bunları yazanların aklı başına mı geldi? Bazı Twittercıların "uyanın uymayın demesi sonra sokağa çıkma evine git oyuna gelme" demesi ne kadar tutarsızlık!
Şimdi ve esas konumuzun hastag'i #oyver! Ara ara da televizyonda santaçılardan oluşan reklam yayınlanıyor. Lütfen #oyver. Bunun yanı sıra iktidar partisine karşı, güçlü olunan yerlerde güçlü olan muhalefet partisnin kazanması.Peki bu ne kadar sonuç verir? Bence hiç tutarlı değil. Bazı halk kitleleri ne kadar istekli olsa da ve bu konuda fikir beyan etsede partilerin bu konuda istekli olmadığı düşünüyorum Onları destekleyen kemikleşmiş kitleninde istekli olmadığını düşünüyorum.Hepsinin hesabı farklı. Hepsinin geçmişten gelen kapanmamış hesapları var.Bazı muhalefet kanadı yayın organlarına baktığımızda, küçük ama güçlü muhalefet organlarına yer vermiyorlar. Bu onların gelin büyük muhalefette birleşelim mesajıdır. Aslında kimin daha iyi olduğu değildir.Şu demektir ki herkes yine istediğine oy verecektir. Herkes kendi hesabını güdecektir.Ve 30 Mart gece herşeyin nasıl devam edeceği görülecektir.
Sunday, March 9, 2014
Nasıl Tasarruf Edilir?
Bu yazım ekonomi üzerine yazacağım. Ekonomi ilgim her vatandaş her çalışan gibi. Size çeşitli ekonimi verileri ya da kurma söyleyerek nasıl tasarruf edilir dersi vermeyecegim.Size nasıl tasarruf edilir mantığını bir örnekle anlatmaya çalışacağım.
Öncelikle satın şeyler, aklına ne gelirse, bizim ihtiyaçlarımız mı arzularımız mı? Öncelikle buna karar vermemiz lazım. Takibi ihtiyaçlarımız doğrultusunda para harcıyacağız. Arzularımızı kontrol altında alacağız.
Başkalarından geri kalmamak için değil, yaşamımızı
sürdürebilmek için kontrol altına alacağız.
Şimdi örneğe geçelim. Parayı sabun yerine koyalım.Neden sabun? Çünkü para eriyen birşeydir. Eridimi yani bitti yerine yenisini koymak lazım. Paramız da eriyecek yani bitecek ve yerine yenisi koymak gerekecek.
Peki erimesini nasıl geciktirebiliriz ve nasıl paramız çoğalır? Sabun kaygan bir cisimdir. Tutmasını bilmezsek elimizden kayar parada böyledir. Önce tutmasıni bileceğiz. Ne sıkı ne gevşek. Sabunlamaya başlayacağız. Sabunladıkça köpük olacak.
İşte bu noktada sabunu kenara koyup köpükle sabunlamaya devam edeceğiz. ( Merak etmeyin öylede hijyenik) Yani belli miktar para ile işleri çevirmeye çalışacağız.
İste böylelikle sabunun erimesi yani paranın bitmesi gecikecek ve yerini yenisini koyarken tasarruf etmiş olacağız.
Öncelikle satın şeyler, aklına ne gelirse, bizim ihtiyaçlarımız mı arzularımız mı? Öncelikle buna karar vermemiz lazım. Takibi ihtiyaçlarımız doğrultusunda para harcıyacağız. Arzularımızı kontrol altında alacağız.
Başkalarından geri kalmamak için değil, yaşamımızı
Şimdi örneğe geçelim. Parayı sabun yerine koyalım.Neden sabun? Çünkü para eriyen birşeydir. Eridimi yani bitti yerine yenisini koymak lazım. Paramız da eriyecek yani bitecek ve yerine yenisi koymak gerekecek.
Peki erimesini nasıl geciktirebiliriz ve nasıl paramız çoğalır? Sabun kaygan bir cisimdir. Tutmasını bilmezsek elimizden kayar parada böyledir. Önce tutmasıni bileceğiz. Ne sıkı ne gevşek. Sabunlamaya başlayacağız. Sabunladıkça köpük olacak.
İşte bu noktada sabunu kenara koyup köpükle sabunlamaya devam edeceğiz. ( Merak etmeyin öylede hijyenik) Yani belli miktar para ile işleri çevirmeye çalışacağız.
İste böylelikle sabunun erimesi yani paranın bitmesi gecikecek ve yerini yenisini koyarken tasarruf etmiş olacağız.
Monday, March 3, 2014
Sunday, February 23, 2014
Çözüm Ne?
Türkiye artık seçim ortamında. Son yaşanan ve siyaseti yakından etkileyen hukuk operasyonları da bu yerel seçimlere ciddi damgasına vuracak. Çünkü yaşananlar bu seçimlerin yerel seçimlerden çok genel seçimler havasında geçeceğini gösteriyor.
Son yaşananlar siyasetin ve hukukun ne kadar iç içe geçtiği ve ne kadar büyük yaralar içinde olduğunu fazlasıyla gösterdi. Aslında bu -daha önce ki yazılarımda da var- geçmişte de vardı belki hep örtüldü ama bu sefer ortaya çıktı. Ortaya çıkmasının asıl sebebi iki taraf arasında çıkar çatışmaları, bu açık. Zaten medya da ve meydanlarda da açıkça dile getiriliyor.Böyle olmasaydı kim bilir daha neler olacaktı!
Peki çözüm ne? Çünkü aydın dediğimiz kesime baktığımızda -ki bunlar köşe yazarları- hep şunu unutmayın bunu unutmayın bunu bilin diyerek hep aynı söylemleri söylüyorlar.Aydın insanların bize görevi bir şeyleri hatırlatmak mı yoksa çözüme götürecek yolları mı göstermek? Yazılara ve söylemlere baktığımızda bunları duyup okuyamıyoruz.Gerçi muhalefete baktığımızda da aynı şeyleri söyleyebiliriz.
Bu yerel seçimler Türkiye için bir dönüm noktası olacak. Bu dönemecin sonunda Türkiye neler bekliyor bende kestiremiyorum. Ama yakın zamanda çıkan bazı kanunlarla Türkiye'yi yeni zorlu dönmeler beklediği kesin.
Son yaşananlar siyasetin ve hukukun ne kadar iç içe geçtiği ve ne kadar büyük yaralar içinde olduğunu fazlasıyla gösterdi. Aslında bu -daha önce ki yazılarımda da var- geçmişte de vardı belki hep örtüldü ama bu sefer ortaya çıktı. Ortaya çıkmasının asıl sebebi iki taraf arasında çıkar çatışmaları, bu açık. Zaten medya da ve meydanlarda da açıkça dile getiriliyor.Böyle olmasaydı kim bilir daha neler olacaktı!
Peki çözüm ne? Çünkü aydın dediğimiz kesime baktığımızda -ki bunlar köşe yazarları- hep şunu unutmayın bunu unutmayın bunu bilin diyerek hep aynı söylemleri söylüyorlar.Aydın insanların bize görevi bir şeyleri hatırlatmak mı yoksa çözüme götürecek yolları mı göstermek? Yazılara ve söylemlere baktığımızda bunları duyup okuyamıyoruz.Gerçi muhalefete baktığımızda da aynı şeyleri söyleyebiliriz.
Bu yerel seçimler Türkiye için bir dönüm noktası olacak. Bu dönemecin sonunda Türkiye neler bekliyor bende kestiremiyorum. Ama yakın zamanda çıkan bazı kanunlarla Türkiye'yi yeni zorlu dönmeler beklediği kesin.
Monday, January 27, 2014
Yecüc-Mecüc
Dini bir anlatıdır Ye'cüc-Me'cüc. Kuran-ı Kerim'de de anlatılır ve tabi ki Deccal.Şeytani varlıklardır. Bunların yer altından aslında Deccal'in Ye'cüc Me'cüc'ün ise Hz. Zülkarneyn tarafından bir yere saklandığı söylenir ve bir gün çıkacaklardır.Bunların çirkin yaratıklar olduğu söylenir.
Bana göre Ye'cüc-Me'cüc zaten var ve çirkin değiller. Çünkü şeytanda aslında ortama!!! uyum sağlamış. Güzellikleri, iyilikleriyle( tabi ki tenzih edilenler var )
Bakın bir sinema filminden örnekle anlatayım.Şeytanın Avukatı filminden Harika bir filmindir ki Amerikalılar bu tür anlatımları güzel yapıyorlar.Sahneye dikkat edin. New York'a transfer olan avukatın eşini etkilemek ve onları kendi tarafında çekmek için yapılan sahnelerden biri. Kadınlar biri kıyafetini giyerken avukatın eşi Charlize Theron şeytanın gerçek yüzünü görür yani çirkinliği yani Ye'cüc Me'cücü.
Not: Sahneyi yayınlayan web sitesi istediğim paylaşma butonu koymadığı ve kendim yapamadığım için PC den çektim görüntüyü.
Wednesday, January 8, 2014
Sorun Sistem Mi Kişiler Mi?
Son günlerde Türkiye'nin yaşadıkları malumunuz. Peki ortaya çıkan iddialar veya atılan iddialar, sizi şaşırttı mı? Bence hayır. Nedir bu Türkiye'de süre gelen yolsuzluk iddiaları? Hukuksuzluk, adaletsizlik?
Başlıktan da anlayacağınız gibi bir sorgulama yazı yazmak, amacım.Kişiler mi sorunlu yoksa içine girdikleri Sistem mi?
Öncelikle şunu belirteyim Twitter/evrenkonakci hesabımda da ara ara yazıyorum. Türkiye'nin bugün yaşadıkları son 11 yılda olanlar değil, süre gelen ve aslında hiç hesap sorulmayan şeylerin yavaş yavaş dışa vuru mu. Diyebilirsiniz daha önce böyle şeyler yaşamadık Evet doğru. Çünkü gün yüzüne çıkmadı da ondan, ya da birileri çıkmasını engelledi.Ama dönemine her siyasi lider veya bürokrat,her yıl bir olaya karışıyor. Bence bunu sorgulamak lazım. Çünkü Sistem yani Devletin çarkları iyi işlese ama tam olarak iyi işlese bu tür olaylara sıklıkla rastlamayız ve Sistem kötü yönetici ve bürokratları anında sistem dışına atar .Dikkat edin bizde olmuyor yada kolay olmuyor.
Peki biz, yani oy verenler olarak suçumuz var mı? Bu yöneticileri, bizi yönetmesini istediğimiz adamları muhalefet dahi başımıza biz getirmiyor muyuz?Nerede yanlış yapıyoruz? Başka insan mı yok?Oy verirken neden taleplerimizi yani nasıl yönetilmek istediğimiz gündeme getirmiyoruz da hep vaat edilenleri dinliyoruz?Sonra şu malı götürdü bu götürdü.Bu ülkede Boğaz'da oturan eski Başbakan yok mu? Lüks daireler villalarda oturan bürokrat yok mu? Nedir finansmanları? Hepsi bir cevap verdi. Sizleri tatmin etti mi o cevaplar? Eski Başbakanların çocuklarının bir çoğu hep askerlikle gündeme geldi; sonuç? Haber olduğu ile kaldı.Hep hukuki konularla gündeme geldiler. Sonuçlar tatmin etti mi?
Ya adalet hukuk, var mıydı bu ülkede? Malum davalarla mı adalet hukuk yok oldu?Bazılarınız hemen diyecek şimdiki gibi değildi?Hayır, şimdiki gibiydi.Bize servis edilen haberler neyse öyle anlıyorduk ki bu ülkede durdurulan haberler hep olmuştur.Ancak içine düşen biliyordu hukukun adaletin ne olduğunu! Eğer Cumhuriyetle birlikte sağlam temeli atılan hukukun adaletin inşası iyi yükselseydi bugün bunlara yaşanmazdı. Ama biz, Cumhuriyet yönetiminin temeli olan Pozitif Hukuku hep görmezden geldik. Durum, malumunuz.
Onun için bana göre, zarar görmüş Sistemi yenileyip, yapılması gerekeni aynı Sistem içinde düzeltip, doğru olanı yapıp Ülkeyi var olan psikolojik kaostan kurtarmak lazım.
Not: Herhangi bir karar olmadığı için gündem olan yolsuzsuzluk soruşturmasına iddia diyorum.
Başlıktan da anlayacağınız gibi bir sorgulama yazı yazmak, amacım.Kişiler mi sorunlu yoksa içine girdikleri Sistem mi?
Öncelikle şunu belirteyim Twitter/evrenkonakci hesabımda da ara ara yazıyorum. Türkiye'nin bugün yaşadıkları son 11 yılda olanlar değil, süre gelen ve aslında hiç hesap sorulmayan şeylerin yavaş yavaş dışa vuru mu. Diyebilirsiniz daha önce böyle şeyler yaşamadık Evet doğru. Çünkü gün yüzüne çıkmadı da ondan, ya da birileri çıkmasını engelledi.Ama dönemine her siyasi lider veya bürokrat,her yıl bir olaya karışıyor. Bence bunu sorgulamak lazım. Çünkü Sistem yani Devletin çarkları iyi işlese ama tam olarak iyi işlese bu tür olaylara sıklıkla rastlamayız ve Sistem kötü yönetici ve bürokratları anında sistem dışına atar .Dikkat edin bizde olmuyor yada kolay olmuyor.
Peki biz, yani oy verenler olarak suçumuz var mı? Bu yöneticileri, bizi yönetmesini istediğimiz adamları muhalefet dahi başımıza biz getirmiyor muyuz?Nerede yanlış yapıyoruz? Başka insan mı yok?Oy verirken neden taleplerimizi yani nasıl yönetilmek istediğimiz gündeme getirmiyoruz da hep vaat edilenleri dinliyoruz?Sonra şu malı götürdü bu götürdü.Bu ülkede Boğaz'da oturan eski Başbakan yok mu? Lüks daireler villalarda oturan bürokrat yok mu? Nedir finansmanları? Hepsi bir cevap verdi. Sizleri tatmin etti mi o cevaplar? Eski Başbakanların çocuklarının bir çoğu hep askerlikle gündeme geldi; sonuç? Haber olduğu ile kaldı.Hep hukuki konularla gündeme geldiler. Sonuçlar tatmin etti mi?
Ya adalet hukuk, var mıydı bu ülkede? Malum davalarla mı adalet hukuk yok oldu?Bazılarınız hemen diyecek şimdiki gibi değildi?Hayır, şimdiki gibiydi.Bize servis edilen haberler neyse öyle anlıyorduk ki bu ülkede durdurulan haberler hep olmuştur.Ancak içine düşen biliyordu hukukun adaletin ne olduğunu! Eğer Cumhuriyetle birlikte sağlam temeli atılan hukukun adaletin inşası iyi yükselseydi bugün bunlara yaşanmazdı. Ama biz, Cumhuriyet yönetiminin temeli olan Pozitif Hukuku hep görmezden geldik. Durum, malumunuz.
Onun için bana göre, zarar görmüş Sistemi yenileyip, yapılması gerekeni aynı Sistem içinde düzeltip, doğru olanı yapıp Ülkeyi var olan psikolojik kaostan kurtarmak lazım.
Not: Herhangi bir karar olmadığı için gündem olan yolsuzsuzluk soruşturmasına iddia diyorum.
Sunday, December 8, 2013
Kaplumbağa-Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu
Kaplumbağa oyunu Ali Poyrazoğlu'nun üzerinde değişiklik yaparak insanlığın Sanayi devrimiyle uygarlık adı altında Dünya'yı Poyrazoğlu'nun deyimi ile "Vahşet Sirki'ne " çevirdiği tarihsel süreci belgesel tatında anlatan uyarlama bir oyun. Aynı zamanda bana göre hatırlatma, unutturmama ve günümüz Türkiye'sine gönderme oyunu.Harika bir oyun.
Ama bu oyuna gitmemdeki ilk neden Bülent Kayabaş.O'nu sinema filmlerinden çok sevmem bu oyuna gitmemde etkili oldu. O'nu sahnede görmek harikaydı. İnşallah tam bir güldürüde de seyrederim.Mimiklerini canlı görmek isterim.
Peki neden bu postu yazıyorum? Ali Poyrazoğlu oyunun sonunda mini bir konuşma yapıyor.Oyunun kimin olduğu, nasıl sahnelendiği, ne anlatmak istediği vesaire... Ve sonunda herkes sosyal medyadan yazıyor, sizde düşüncelerinizi yazın ögrenmek istiyorum dedi.Ben abarttım blog yazıyorum.
Evet Ali Poyrazoğlu "Vahşet Sirki"diyor, uygarlığın getirdiği işkenceye, tek tip kalıba sokmaya, kısıtlamaya, zulme, savaşa, hak yemeye, yok etmeye, yalana, talana insanlığınyok eden herşeye.
Nasıl durduracağız bütün bunları? Ben artık iyice açık açık bunları konuşma vakti geldide geçiyor.Ufaktan başlamak lazım. Yerel yerel yakınlarımızdan. Çünkü bazılarımızada " benim kötüm elin iyisinden iyidir" mantığı bizim ve daha sonra insanlığın başına dert oluyor. Kötüye dur demeliyiz ki kötülük dursun!
Ama bu oyuna gitmemdeki ilk neden Bülent Kayabaş.O'nu sinema filmlerinden çok sevmem bu oyuna gitmemde etkili oldu. O'nu sahnede görmek harikaydı. İnşallah tam bir güldürüde de seyrederim.Mimiklerini canlı görmek isterim.
Peki neden bu postu yazıyorum? Ali Poyrazoğlu oyunun sonunda mini bir konuşma yapıyor.Oyunun kimin olduğu, nasıl sahnelendiği, ne anlatmak istediği vesaire... Ve sonunda herkes sosyal medyadan yazıyor, sizde düşüncelerinizi yazın ögrenmek istiyorum dedi.Ben abarttım blog yazıyorum.
Evet Ali Poyrazoğlu "Vahşet Sirki"diyor, uygarlığın getirdiği işkenceye, tek tip kalıba sokmaya, kısıtlamaya, zulme, savaşa, hak yemeye, yok etmeye, yalana, talana insanlığınyok eden herşeye.
Nasıl durduracağız bütün bunları? Ben artık iyice açık açık bunları konuşma vakti geldide geçiyor.Ufaktan başlamak lazım. Yerel yerel yakınlarımızdan. Çünkü bazılarımızada " benim kötüm elin iyisinden iyidir" mantığı bizim ve daha sonra insanlığın başına dert oluyor. Kötüye dur demeliyiz ki kötülük dursun!
Tuesday, November 26, 2013
ANALİZ 3
Her konuşan daha doğrusu her sert şekilde konuşarak muhalefet eden kahraman mıdır?Çünkü toplum olarak özellikle kameralar karşında sert konuşan insanları evde oturduğumuz koltukta "Helal olsun" diyerek desteklerdik şimdi de sosyal medyada özellikle "Twitterdan" destekliyoruz..Bu analizi "Gezi Parkı" olayları -aslında öncesi de var- artan toplumsal olaylardan yola çıkarak yapıyorum.
Öncesi neydi biraz ondan bahsedeyim.Öncesi Chp milletvekili Muharrem İnce'nin İktidara karşı yaptığı sert muhalefetten dolayı Twitter'da Chp başkanı yerine Muharrem İnce'in olması fikri Twitter'da ortaya atılınca fark etmeye başladım.Sonra aynı şey vekil Tarhan içinde yapıldı. Gezi Parkı olaylarında muhalefet yetersiz kalınca, bu sefer halkın içinden çıkanlardan bazıları yüksek sesle konuşmaya başlayınca "Başkan olsun" değilde, "Helal olsun" demeler başladı.
Peki nedir bu Kahraman yada Kurtarıcı arayışımız?Atatürk ne demişti?Bir "Kurtarıcı beklemeyin". Bir daha soralım. Neden hep birilerinin peşine takılma arzusu, neden hep birlikte konuşmama yetersizliği? Youtube'dan konuşmaları paylaşmalar, bazı teknolojik gruplara "Helal olsun ne konuştular"demeler. Peki sizin ağzınız yok mu? Sizde çıkın sokağa onlar gibi konuşun. Konuşa konuşa çoğalın, çoğalalım adaletsizliğe haksızlığı karşı. Ama yok! İlla birilerinin peşine takılacağız.
Velhasıl bazıları "Mehdi" bekler İslam kurtulacak der ama kimse uyması gereken Müslümanlığa uymaz. Kimisi "Kurtarıcı" bekler ama kimse konuşmaz. Böyle ne elde edilir?
Öncesi neydi biraz ondan bahsedeyim.Öncesi Chp milletvekili Muharrem İnce'nin İktidara karşı yaptığı sert muhalefetten dolayı Twitter'da Chp başkanı yerine Muharrem İnce'in olması fikri Twitter'da ortaya atılınca fark etmeye başladım.Sonra aynı şey vekil Tarhan içinde yapıldı. Gezi Parkı olaylarında muhalefet yetersiz kalınca, bu sefer halkın içinden çıkanlardan bazıları yüksek sesle konuşmaya başlayınca "Başkan olsun" değilde, "Helal olsun" demeler başladı.
Peki nedir bu Kahraman yada Kurtarıcı arayışımız?Atatürk ne demişti?Bir "Kurtarıcı beklemeyin". Bir daha soralım. Neden hep birilerinin peşine takılma arzusu, neden hep birlikte konuşmama yetersizliği? Youtube'dan konuşmaları paylaşmalar, bazı teknolojik gruplara "Helal olsun ne konuştular"demeler. Peki sizin ağzınız yok mu? Sizde çıkın sokağa onlar gibi konuşun. Konuşa konuşa çoğalın, çoğalalım adaletsizliğe haksızlığı karşı. Ama yok! İlla birilerinin peşine takılacağız.
Velhasıl bazıları "Mehdi" bekler İslam kurtulacak der ama kimse uyması gereken Müslümanlığa uymaz. Kimisi "Kurtarıcı" bekler ama kimse konuşmaz. Böyle ne elde edilir?
Sunday, November 3, 2013
Kitap Tanıtımı
İlk başta belirteyim çok kitap okuyan biri değilim. Kitap tercihlerim araştirma bilgi, macera, polisiye kitapları ve gerçek yaşam hikayeleri.İyi kitaplari denk getirmeye, çalışıyorum. Halil İnalcık "Söyleşiler Konuşmalar "kitabını tavsiye ederim Neden? Çünkü, hem tarih bilgilendirilmesi hem de tarihten yola çıkarak bugünü yaşanılan ekonomik siyasi ve sosyolojik olara daha iyi algılamanıza ve yorumlamanıza yardımcı olabilir veya kendi tartışmanızı başlatabilirsiniz.
Subscribe to:
Comments (Atom)
















