Translator

Friday, October 25, 2013

Lütfen Destek

   Twitterdan esinlendiğim ama sevmediğim bir cümleyi yazacağım. Takip eden takip ederim. Change .org sitesi insanların veya kurumların herhangi bir şey için imza kampanyası başlatabildiği bir sosyal medya mecrası. Bilen biliyordu. Daha önce de yazdım change .org hakkında.
 
   Şimdi kendim bir kampanya başlattım destek verirseniz sevinirim eğer uygun buluyorsanız. Bende size destek veririm uygun bulursa :))

Saturday, October 19, 2013

Yol (Hayat) Hikayesi

   Efendim güya bayram aslında tatil münasebetiyle bir yol gezmesi yaptık. İzmir'in konumu itibariyle deniz kenarı dışında şöyle kır dağ bayır gezmesi yapılacak yerleri fazla . Özellikle doğuya doğru gittiğinizde.
   Bu kır gezme yaptığımız yerler İzmir'im ilçeleri. Ama bir güzellikleri var ne kadar gelişseler de o kasaba havası, o köye havası özellikleri nadiren de olsa korunmakta. Çıktık yola gidiyoruz. Şehirden uzaklaştık ve yeşilliğin bol olduğu yerlere geldik. Yolda mola veriyoruz sebze meyve bakıyoruz tabi ki doğal.( popüler adıyla organik). Dağlara çıkıyoruz temiz hava ciğerler bayram ediyor.Bir restoranda yemek yiyoruz.Yemekte mis gibi tereyağ mis gibi zeytinyağ kokusu ve tadı.
   Şehirde yaşayanlar için burası cennet.Sessiz! sakin! stressiz!.Peki orada yaşayanlar için de öyle mi?Gelişen Dünya yavaş yavaş orayı da ele geçirmeye başlamış.Yazımın başlığı çok iddialı gibi.Yol durup çay içtiğimizde bir dertleşmeye şahit olduk. Parantez içinde "Hayat" kelimesinin kullanmam aslında herkesin "hayatı" kendine anlamında .Yani herkesi "derdi" var anlamında.Yoksa ne "yol" hikayeleri vardır.
   Yolda bir köy kahvesi gibi yerde durduk. Önden söyleyeyim çay mükemmel. Arkadaş dedi ki "usta şekeri al, fazlası dokunuyor". Servis yapan başladı anlatmaya  50-55 yaşlarında. "Fazla takmayın şeker oluruz" diye. Ben iki by-pass ameliyatı geçirdim. Dört damarım tıkalı. 2 senedir kendi isteğimle ameliyat olmayı reddediyorum. Ve tansiyon hastasıyım.Burada yaşıyoruz ama stres bize var, sıkıntı bizde de var gürültü bize var. Tabi bunlar olunca içki sigara da var.Onun için bakın keyfinize" dedi.
   Düşünün adam şehirden çook çok uzakta doğallığın ortasında ve stresten bahsediyor. İçki ve sigaradan bahsetmiyor."STRES" diyor. Bu stres, bu iğrenç Dünya düzeni, belkide gereksiz teknoloji, olmadık yerlere yapılan fabrikalar, Onlar'ın düzenini de bozmuş.Bize göre cennet olan yerler Onlar'a kabus olmaya başlamış.
   

 Eğer bu yerler cennet olma özelliğinin kaybediyorsa farkında olmadığımız ya da farkına varamadığımız bir şeyler var ve kötü bir şeyler var.
   

Saturday, October 12, 2013

Analiz 2 (Televizyon Programları) +16


   Ah bu televizyon. Nemenem bir şey bu televizyon. Onla da olmuyor, onsuz da olmuyor. Biraz Tuncel Kurtiz'in "Ezel" anlatığı  hikaye ya da okuduğu şiire başlarken aklımda kalan "Nemenem" kelimesinden uydurduğum cümleyle girizgah yapma istedim. Televizyon gerçekten bizi uyutan(eğlendiren, boş vakit geçirten) mı yoksa bilgilendiren bir teknoloji mi?
   Gerçekte irdelemek istediğim konu "Televizyon Programlarının" siyasete etkisi.Çünkü iyi bir twitter kullanıcısı olarak Twitter Sosyal Medyasında televizyon programlarının örneğin yarışma, kadın programları, diziler ve benzeri programların halkı uyuttuğu ve bunun bugünkü siyasetin bundan yararlanıp ülkeyi iyi yönetmediğidir. Halkın televizyon programları sayesinde uyuduğundan bunun farkına varmadığıdır.Bunu söylenyen muhalif olanlardır

   Tabi ki açıklamam gerekir ki, kesinlikle iktidar yanlısı değilim.Herhangi bir partiye de bağlılığım yoktur.Peki muhalifler ne kadar haklı?Gerçi haklı olsalar bile bugünkü gerçeği değiştirmez ama ben bugün bir takım olumsuzlukları geçmişin hatasından kaynaklandığını iddia ettim, Twitterda dahi.Tekrar hatırlatıyorum sadece ve kısaca televizyon konusunu işleyeceğim.
   Nedir geçmişte yapılan olumsuzluklar? Örnek 1, yayınlanan diziler. Ben 80 doğumluyum ve Amerikan dizileriyle büyüdüm. Bende bir olumsuzluk oldu mu bilmiyorum ama bugünkü dizler bizi uyutuyorsa o zaman ki yüzde 90 Amerikan dizileri yayınlanıyordu hemde TRT tarafından uyutuluyorduk. Örnek, Dallas.Doğrusu ben Dallas'a yetişmedim ama Dallas yayınladığında sokakların neredeyse boşaldığı anlatılır.
   Örnek 2, evet bilgi yarışmaları vardı. Örnek, 1 kelime 1 işlem. Çok faydalıydı.Şuan TRTOKUL da  yayınlanmakta. Bu zamanda var. Evet o zaman para dağıtan yarışmalar yoktu ama hediye veren yarışmalar vardı.
   Örnek 3, bu örneğe bugünden verecek bir örneğim yok ki birazda 90'lı yıllara bakalım. TUTTİ FRUTTİ. Okuyanların yüzünün güldüğünü fark ediyorum:)) 90'lı yılların bizi en çok uyutan programlarından biriydi.Kadın Memesi görecek diye millet ne yırtınıyordu!!! :)))
    Ve daha nelere neler.Mesela Tinto Brass erotik filmleri. Neredeyse sansürsüz ve erken saatte. Tam gece 12:00 'de:))
   Şimdi gelelim siyasete. Çok mükemmeldi, siyasetimiz dolayısıyla ülkemiz.Fakirdik amam mutluyduk ama umutlumuyduk. Ne kanunlar çıktı, değişti! Ne siyasi hukuki skandallar oldu! Kimdi suçlu?Televizyon Programları mı?
    Suçu biraz kendimizde kendi içimizde arasak. Öyle doğruyu bulsak.Biz ne seyretmek istiyoruz ya da neden izlediğimiz şeylere takılıyoruz? Bunlara cevap arasak daha iyi olmaz mı?

Not: Geçmiş yıllarda bilgi kirliği yaratan televizyon programları yoktu.
         
       

Saturday, September 14, 2013

Yine Vahşet

  Yine vahşet yine vahşet yine vahşet.Bu hayvanların Dünya sebebi asla kendileri değil. Ama bazı psikopat veya psikopatlar İzmir' de kendine göstermeye başladı. Çok güçlü zehirle hayvanları, sokak hayvanlarını köpekleri zehirleme başladı. Dün gece böyle bir vaka oldu bir kaç köpek öldü,  bir kaçı kurtarıldı. Fakat zehri çok güçlü herhalde köpekler hemen çürümeye başladı. Psikopat kişi veya kişiler insanların oturduğu çimlere bile serpmişler. O çimlerde, o parkta çocuklarda oynuyor. İş psikopat boyutunu almış. Durumda. köpekler aşmış insanlara zarar verme boyutunu almış.Köpeklerin çevreye zararı yoktu.Kulağı küpeli köpeklerdi.
   Gerekli yerlere bildirildi. Umarım yetkililer önlemlerini alırlar Bir daha böyle şeyler yaşanmaz.



Sunday, August 25, 2013

ANALİZ

    Bloguma biraz yaz tatili arası verdim.Bu ay için sadece birkaç fotoğrafın olduğu bir yayın yaptım o kadar.Ama artık bir yayın yapma daha vakti geldi. Bu yayın bir vatandaş olarak yazın başlamasıyla artan siyasi ve ekonomik gelişmeleri kendimce analiz edeceğim bir yayın olacak
    Türkiye'nin bulunduğu Coğrafya'da çok şiddetli çatışmaların ve siyasi olayların yönetimsel müdahalelerin halkların talepleriyle dolu olduğu bir tarihten geçiyoruz. Küresel ekonomik kriz toparlandı deseler de hiç alakası olmadığı ekonomiyi içten yaşayan veya ekonomistleri iktisatçıları derinlemesine takip yapanlar bunun böyle olmadığını biliyorlar.
    Türkiye'de "Gezi Parkı" denen masum bir eyleme karşı sert müdahaleye ve buna karşın şiddetli direnişe döndüğünü ve acı olayların yaşandığını gördük. Bu "Gezi Parkı" eylemini ilk başlatanlar gerçekten duyarlı insanlardı fakat daha sonra araya giren ve hakikaten iktidarı istemeyen insanların karışmasıyla olay çok büyüdü. Bir Twitter kullanıcısı olarak olayları provoke etmek isteyenleri ya da eleştiri yapabilenleri çok iyi ayırabildim, ayırabiliyorum.Sadece taleplerini belirtmek isteyenlerin hayatını bu şekilde düzenlemiş ve bunlara destek veren insanların da  "duyarlı insanlar" olduklarını görüyorsunuz. Ama diğer taraftan destek verme görüntüsü adı altında görünen insanların bu olaylarda aslında "etliye sütlüye" dokunmadıkları - ki şöhretlerden bahsetmiyorum- iki fotoğraf paylaştıktan sonra soluğu Çeşme veya Bodrum'da aldıkları ve çekinmeden bunları Instagram'dan Twitter aracılığı ile paylaştığını gördüm. Bir tanesi malum protesto edilmesi gereken "Etçi"den fotoğraf paylaşmış "Kusura bakmasın kimse N.....'in eline su dökemez" demiş. Aslında bu insanın derdi refahı bozulmasın. O özgürlüğünü kaplamış ve aslında duyarlı bir insan değil. ölenlere üzülmüyor. Diğer bir tanesi İzmir'de "gelin Gündoğdu'da toplanalım" dedikten sonra Kordon'da direniş sürerken o Kordon'da pahalı bir balıkçıda pozunu vermiş. Bir tanesi babaları ve ağabeylerinin sahip olduğu Holding iktidarın destekçi iken çaktırmadan Boğazdaki yalısından "Gezi Parkı'na" destek vermiş ayıp olmasın çevresine...
     Bu bana yanılmıyorsa Lord Kinross'un "Atatürk" kitabından şunu hatırlattı. Mustafa Kemal savaş sonrası Salih Bozok'la Ankara tepelerinde gezerken ışıl ışıl yanan Konaklar görmüşler.(Gaz yağı sıkıntısı olmasına rağmen herhalde) özetle "Paşam biz nerede kalacağız" demiş. Ve Cumhurbaşkanlığı Köşkü yapılması böyle doğmuş.Hakikaten "her şeye çevreye, siyasi kararlara, yönetimlere bile duyarlı "insanlarla" rahatı bozulmasın diye ve provokatörlere dikkat etmek lazım.
     Tabi ki çevremizde yaşanan şiddetli çatışmalarla ölen insanlar. Ben bunu istemiyorum demekle tabi ki bir insanın sahip olduğu gücü ve iktidarı almak kolay değil. O insanda kendini savunmak için elinden geleni yapacaktır. Bu tür işlerde stratejik taktiğinizi iyi uygulamazsanız sizde olayların içine sürüklenir ve bir çok insanın acı çekmesine yol açarsanız. Yanın başımızda Pkk'nın diğer kanadı Pyd'nin güçlenmesi ayrı bir sıkıntı.Bazı insanlar "kötüyse kötüdür" o zaman o insanlarla baştan görüşmeyeceksiniz. Bugün Ortadoğu'da durum "Savaş" durumudur. Sadece ne savaşı olduğunun tam adı konmamıştır.
      Ekonomik göstergelere gelirsek, bunu iyi olmadığı zaten ufaktan ufaktan söylenirken şimdi sesler daha fazla yükselerek, neredeyse bağırarak söyleme noktasına geldi. Ekonomik af söylentileri de gündeme getirmek gerekli oldu bazılarına göre.Peki hakikaten sadece "yaşamak" adına  kredi kartı veya kredi kullananları -ki bunları tespit temek hiç zor değilken - taksitle tatile gidene ne demeli ve gezmek için harcama yapanlara ne demeli.Ya da halk ağzıyla "para varken git gör" denilerek küçük yaşata çocukları "Avrupa Turu"na göndermek ne demek?  Efendim bunlarda ihtiyaç.  Maslow'un ihtiyaç teorisine bakarsak nelere ihtiyacımız var.Ama zor durumlardan geçerken - hele ki Cumhuriyetin ilk yıllarına bakarsak insanlarımızın nelere ihtiyacı vardı- kendimize sahip çıkmamız lazım. Piyasalarda nakit sıkıntı olduğu bankaların mevduat alabilmek için faizleri biraz yükseltiği, kredi vermek için daha çok çaba harcadığı ki bu bankada nakit bolluğu olduğunu gösterir ama gerçek ve tüzel kişilerin bunların geri ödemelerinin risk faktörü arttığı için kimsenin kredi alma istemediği de ortada.Dünya Süper Güçlerinde Dünya'ya bol keseden para dağıtmayacağı Amerika FED kararlarından da belli. Ki bunda Ortadoğu etkisi de var.
      Sonuç olarak son yıllardaki iklim şartlarına bakarsak bu sene kışın  çok soğuk geçeği bu da ekstra masrafa yol açacağı, ekonomik ve siyasi gelişmelerin havayı ısıtacağı dolayısıyla bunlarında olumsuzlukları olacağını düşünmekteyim. 
               

Saturday, August 10, 2013

Biraz Fotoğraf Resitali

KUŞADASI, MERYEM ANA, SELÇUK,  BÜLBÜL DAĞI










İZMİR SEFERİHİSAR SIĞACIK





Tuesday, July 23, 2013

İZMİR MANZARASI

 Sizlere İzmir'in en yüksek yerlerinden biri olan Kadifekale'den çekilmiş fotoğrafları yayınlıyorum. Kadifekale'den bahsetmek isterdim ama üzülerek söylüyorum,  hiç içimden gelmiyor. Çünkü kötü durumda. Restorasyon çalışmaları devam ediyor ama ben genel durumunu yani Kale'nin hiç beğenmedim. Şimdilik fotoğraflarla idare edin.














Saturday, June 29, 2013

Kalbin Ege'de Kalması

   Biliyorsunuz, sözleri Sezen Aksu, Şehrazat, Yelda Karataş tarafından yazılan müziği Atilla Özdemiroğlu tarafından yapılan "Kalbim Ege'de Kaldı" şarkısından yola çıkarak sizlere insanın neden "Kalbi  Ege'de Kalır" anlatmaya çalışayım.
   Ege Bölgesi Türkiye'nin 4. büyük bölgesidir.Kendi içinde iki ayrılır. İç Batı Anadolu ve "Ege Bölümü" yani adını aldı bölüm. EGE deyince akla gelen kıyı bölümü olan yer.Bu bölüm Ege Bölgesi'nin Kuzey'de Edremit Körfezi Kaz Dağları'ndan başlayarak, Güney'de Fethiye bölümüne kadar olan yer.Şimdi sizlere Kuzey'den başlayarak anlatmaya çalışacağım.
   Kaz Dağları,Ege'nin  hatta Türkiye'nin oksijen depolarından bir tanesidir. İnsanların sağlıklı nefes alabileceği, yazı serin geçirebileceği ama kışın diğer yerlere göre daha soğuk geçirebileceği mükemmel yeryüzü cennetlerinden biridir.Astım hasta olanlara orası önerilir.Orada kendinizi dinlersiniz, sakinliği sessizliği bulursunuz. Yani aslında yaşamaya, nefes almaya şükredesiniz.
   Dağlardan aşağıya inelim. Muhteşem bir körfez -cennet mekanla- karşılaşırsınız . Edremit Körfezi Tabiki Ayvalık. Muhteşem  -soğuk olduğu için ılık sıcaklık isteyenler Temmuzda itibaren girmeyi tavsiye ederim- deniz ile karşılaşırsınız. Tabiki yüzmenin dışında harika koyları olan bir yer. Tabiki balık yemeği yenmenin keyfinin bir başka olduğu yerdir. İçki içmek isteyenler için harika rakı manzarasına sahip ve aynı zamanda şarap tatları olan bir yerdir. Ve tabiki muazzam zeytin yağlarının üretildiği ve zeytin yağı yemeklerinin, mezelerinin yapıldığı yerdir. Hele o zeytin yağları asırlık zeytin ağaçlarına sahip olması ve oradaki iklim sayesinde daha iyi yetişen zeytinlerden üretilen o muhteşem zeytin yağları. Neredeyse yol kenarında her yerde satılan zeytin yağlarında mutlaka alıp evinize götürürsünüz ama oradaki yemeklerin tadı damağınızda kalır.
    Yola deva edelim ve ortalara doğru gelelim Benim memleketim İzmir (Smyrna) Herkesin bildiği hatta ben okurken bütün coğrafya öğretmenlerinin söylediği, Türkiye'nin en güzel Şehri İzmir. 5000 yıllık bir şehir. Muhteşem tarihi hazinesi olan, yıllardır biriken bütün kültürleri içinde barındıran Asırlarca birçok kültüre ev sahipliği yapan İzmir. Sıcak kanlı insanları, bir o kadar özgürlüğüne düşkün, birazda rahatına düşkün yaşamayı seven  İzmir. Hayata karşı olum bakan İzmir.İzmir'i uzun uzun anlatabilirim. Ama bu torpil geçmek olur ve bazı şeyleri keşfetmeyi siz bırakmalıyım.İzmir'in en önemli yerlerinden biri duymuşsunuz Kemeraltı tarihi çarşısı.Bir açık hava çarşısıdır. Herşeyi bulabileceğimiz tarihi yerleri olan bir yerdir. Şadırvanaltına uğrayarak yemek yeyip, kahve içebilirsiniz Havra sokağından geçer balık pazarını görürsünüz. Fotoğraflar çekebilirsiniz.Konaktan Kemeraltına girip  Kuzeye doğru yürürseniz Agora kalıntıları çıkar. Çok güzel şekilde yenilendi mutlaka ziyaret etmenizi öneririm. Konak Varyant'tan Kadifekale'ye çıkar İzmir'e yukarıdan bakarsınız.Ya da tarihi Asansör'den İzmir'e bakabilirsiniz. Bornova ilçesine gidip müze olan tarihi Levanten Köşklerini gezebilirsiniz. Veee tabiki KORDON. güneşin batışını yakaladınız mı değmeyin keyfinize. Aaa burada bir Ladino Yahudi böreği olan ve sadece İzmir'de yapılan Boyoz yemeği unutmayın. Devam edin Urla 'ya gidin Şarap bağlarını görün. Seferihisar, sakin şehrimiz. Tabiki buralarda da bizim zeytin yağlarımız var.Çeşme ve Alaçatı eğlence, deniz, güneş, tatil, aşk , mutluluk, festival gibi güzel şeylerin olduğu bir yer.
     Devam edelim yola Kuşadası'na bakalım. Uluslararası bir yer. Bir çok Cruise gemilerinin rotasında olan bir yer festivallerin konserlerin olduğu bir yer.  Kuşadası'na giderken Efes Harabeleri ve Meryem Ana'ya Şirince'ye bir uğrayın derim .Ortaklarda Söke -Aydın yolunda mutlaka Çöp-şiş yemeye de uğrayın ve yayık ayranı için. Yolun devamında ne var? Didim tatil beldesi, sakin mekanı, Bodrum Türkiye'nin Saint Tropez'i. Bodrum'u anlatmaya kalkmak  çok gereksiz olur.
   Peki siz bunları öğrenmez miydiniz de, ben size niye anlattım?Tabi ki kendiniz en basiti internetten öğrenebildiniz.Ben sadece ufak hatırlatmalar tüyolar verdim.Bir çok yerde arkadaşlarımla anılarım.Bu anlattığım yerlere genç arkadaşlarınızla mutlaka gidin. Ama bir kaç arkadaşınızla grup olarak gidin. Ne olaylar ne olaylar, anılar. Allah'a şükür benim kiler güzel bitti. Emin grup olarak gidin . Tadı o zaman çıkıyor.Emin olun ömür boyu anlatırsınız, sıkılmadan.Bir de hep gidin gençliği hissedin.
    İşte böyle, anlatığım yerlerden ya da bildiğiniz yerlerden birine giderseniz, eğlenceyi,tatili, yolculuğu, kültürü, yemeği, aşkı, sevgiyi, mutluluğu, sakinliği, heyecanı hepsini Ege'de bulur yaşar acısıyla tatlısıyla "Kalbiniz Ege'de Kalır" ve hep Ege'ye dönmek için bir bahane ararsınız.
    İzmir'in yetiştirdiği, İspanyol asıllı İzmirli Yahudi şarkıcı Dario Moreno'nu şarkısı yayınladım, azıcık İzmir'e dolayısıyla Ege'ye biraz ısının diye. Şimdi esas şarkı ile veda ediyorum.

Tuesday, June 25, 2013

İnsanlık Dünya'yı İşgal mi Ediyor?

  İnsanlik tarihi çeşitli protestolara eylemlere tanık olmuştur.Ama son bir kaç yılda yapılan protesto ve eylemlere baktığımızda durumun farklı olduğunu görüyoruz.
  Farklılık insanların her anlamda insanca yaşaması için.Sanki "İnsanlik" için sanki "İnsanlığın" Dünya'yı işgal etmesi için.Peki "İnsanlık Dünya'yı İşgal mi Ediyor?
  Dünya her geçen gün daha kötüye gidiyor. Adaleti bulmak ve aramak her geçen gün ndaha zorlaşıyor. Ekonomik dengesizlik her geçen gün daha çok artıyor. Kültürel bozulmalar her geçen daha çok artıyor. Sosyal yaşam he geçen gün değişiyor. Teknoloji her geçen gün değişip güncelleniyor ve insanlara hissettirmeden daha fazla bağımlılık ve yük getiriyor. Sınıfsal yani ekonomik uçurum giderek açılıyor. İnsanların "bilgisi" artıyor ama "cahilliğide" artıyor. Çünkü insanlar giderek hissizleşiyor                                
  İşte bunların hepsini içinde biriktiren bazı insanlar en ufak -insanlık için- olumsuz girişimde ayağa kalkıyor. Protesto ve eylemlerle sokağa dökülüyor, "İnsanlık" adına.Bursa provokatör, olaylardan nemalanmak isteyen ve İktidarlarin ekneğini yiyip ama artık onkarsan kurtulnak istyenleri ayırmak lazım. Çünkü bu insanlar sadece ve sadece kendilerini düşünür.Ama "İnsanlık" için mücadele edenler aslında Dünya için dahası "Kötülere karşı, "Kötülüğe" karşı mücadele ederler.
  Bazıları birileri "şöyle güçler veya böyle güçler bunları yaptırıyor" diyor.Evet yeryüzünde küçük Şeytanlar kendini küçük İlah bilenler Dünya'da birçok izdahama ve felakete yol açmışlardır.Belkide bu son yıllarda yasananlarida onlar planlanmış ve ne kadar İnsanin sokağa "İnsanlık" adına sokağa döküleceğini test etmişlerdir. Çünkü onlar da biliyorki Dünya artık bu olumsuz ağırlıkları kaldiramiyor ve "İnsanlik" nefes alamıyor.
  Bütün bunları değerlendirdiğimde bu Toplumsal olayları Dünya'nın çeşitli yerlerinde aralıklarla göreceğiz. Çünkü Dünya'nın sosyo-ekonomik verilerine baktığımızda iyi sonuçlar görülmüyor.


Thursday, June 20, 2013

To Know Police Bad

    In the World the first Police Organization had known in Roman Empire The first examples of the police force in the modern sense 1800s London marine police emerged towards the years  Police Organizations. London's Metropolitan Police Service, was founded in 1829, next to the fight against crime, preventive policing approach set out in the first police organization.
   However, I want to research about the sociological, to conduct a survey and would like to write a thesis. Such a thesis, reports, documents or a wide-ranging interview, I do not know. But I'll write what I think at the scene of its own, as always.
   In recent years, the police came up journal again with society protest. America Wall Street, London, Istanbul, Taksim Gezi Park, and finally,  Brazil. So why do the police behave in such a harsh or hard to exhibit behaviors and Who wants that? Why do the police use police rubber bullets, electro-shock device except buttons cannon water?  My Detecting presence of human is "Good and Bad"  So, male or female, there are good or bad  within the police. However to know good and bad, do not mean as we have learned from especially American movies "good cop, bad cop" is meaning humanity! Well the police can specify  their  behavior stand-alone or how much wider their initiative or they can eforced all the orders include illegal orders!!!!?
  When we look at the world, the perception of the police is poor. Because  the police is always sent onto citizens, between citizens and the rights, the police is entered.Police is strong because  there are powerful gun baton. The Police is weak because they have  chiefs or elders colleagues!!! In the film industryand TV shows oftenly use Police subject in their screenplay. We do not like the Police intervene to the protest, but desolate the criminal we love Police.This shows that how important is the fact that the police profession and how much is open to criticism.
   It is important because  the attention of police they solve of a criminal or  careless of Police they lose the crininal that's why they open the critism.
    So why the police are  always someone's police? Why is being used, such as  Bodyguard? Why take the initiative and request the police to intervene in his own hard not prevent it? To protect colleagues or not to lose his job? These people are choosing to do justice to the profession to protect the rights of some people to maintain order or to protect the rights of the people more equal?
    Have mentioned above. Good Police, Bad Police. We have to find Good Cop and support them and do not leave alone You can ask: Have you had to pepper spray, or they hit with batons? No. But I fell foul of with the police.Well  trained Police, rescue our life -especially one of my friend-We were lucky, we met with Good Police. Do not I see Bad Police? Yes I saw.Well what we do when we meet Bad Police. We do not lose our beliveness to justice?That we know that there are Good Police
.     As a result, the police can not rejected  to be "bad" like not rejected the justice when know there are Bad Judge or Prosecutor. But we work for right Laws for Police not to use SOMEONE's BODYGUARDS.
Not: Did you watch Copland film which Slyvester Stallone played?

Diğer Yazılarım/My Other Articles

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...