Translator

Thursday, July 23, 2015

Kedi Sağlığı Hakkında Küçük Bilgiler

   Kedilerin gözlerinde bazen çapaklanma ve sulanma olur ve gözleri kapanır. Bu genellikle küçük ve biraz daha büyük kedilerde de olur. Nadiren tırmaklaşma sonucu büyük kedilerde olur. Bunun ilerlemesini engellemk için "Gentagut" denilen bir göz burun kulak damlası vardır. İnsanlar içindir ama kediler içinde kullanılır. Hastalık geçene kadar kullanılımalıdır. Ama daha bir iltihapik durumda zaten vetenire götürülüp antibiotik iğne yapılmalıdır.
   Birde kulak manratı denilen bir hastalık vardır. Kaşıntı yapar. Normal bir kaşıma ve pire kaşıntısı ile karşılaştırmamak için, kediler kulaklarının tam arkasını şiddetli bir şekilde kaşırlar (tırmalarlar) ve ses çıkartırlar.  Normal başında yakalarsanız  ya da ufak bir kulak arkası yara varsa hemen  "Gentagut" dökmeye başlayın. Çünkü ileri durumlarda kulak içi kanama oluyor ve kan dolmasıyla ölümcül sonuç oluyor. İleri durumda olması, kulağın tam arkasıda koca bir yara oluyor kaşımaktan ( aslında kaşımak istedikleri yer tam kaşıdıkları yerin kulağın içi) büyük yara oluyor. Hemen vetenire götürülüp varsa kanın boşaltılması, antibiotik ve damla. Daha da ileri durumlarda tedaviye cevap vermezse kulak arkasından ameliyatla kulağı temizlemek.
    Birde boyunları yamuk olan kediler var. Çarpma, kavga sonrası kedilerin boyunlarında hasar oluşup, boyun yamulmaları oluyor. Yürürken dengesizlik, sıçrarken dengesizlik oluyor.Bazıları olduğu yerde dönüyor. Bunun tedavisi kortizon tedavisi. Boyun damarlarını gevşetmek lazım. Bazı veterinerler bunu yapmıyor. Antibiotik tarzı bir iğne yapıyorlar. Doğrusu Kortizon tedavisi. Bu tedavi süreci hasara göre değişiyor. Tam bir iyileşme söz konusu olmuyor. Çünkü fizik tedavi lazım ama o da hayvanlar yapılamıyor. Ama hayatlarına devam edebiliyorlar. Bu tür kediler kesinlik sokağa ya da arabanın, motorun, bisikletin olduğı yere bırakılmamalı .Çünkü boyundaki hasar ani dönmelere ve hareketlere müsade etmiyor ve kaçamıyorlar.Sonuç ölüm!
   Umarım bu küçük bilgiler yararlı olur.
.

Sunday, July 19, 2015

Dolaylı Değil, Direkt Söyle

    İnsanlar artık, yapılan yanlışların ya da söylenen yanlışların doğrudan söylenmesini bekliyor, din adamlarından. İnsanlar artık zaten "yalan" olan bu Dünya'da gerçeklerin doğrudan söylenmesini bekliyor.
    Bazı din adamları, ulusal kanalarda Müslümanlar için hayırlı günlerde, bazı din adamları  yerel kanalarda rutin olarak, bazı din adamları internet sayfalarında din programları yapıyorlar. Kimisi dini anlatıyor, kimisi yapılan yanlışları anlatıyor. Dinin anlatılmasında problem yok. Zaten yanlış bir şey söylediğinde anlatan, sağlamasını yapmak kolay. Ama sorun ahlaki olarak, insani olarak yapılan yanlışları, din üzerinden doğruyu anlatma çalışırken yapılıyor.Bunları anlatırken, ya Kuran-ı Kerim'den ya Peygamberlerin hayatından,  ya onlara en yakın akrabalarından  ya da çevrelerinden yaşadıklarını özlü sözlerle veya hikayelerle anlatıyorlar. Bu, doğru mu?
   Mevlana varlığın itibar getirmeyeceğini şu sözlerle anlatmış. "Ne insanlar gördüm kıyafeti yok, ne kıyafetler gördüm içinde "İnsan" yok. Mevlana mutlaka yaşanmış bir olaydan yola çıkarak dolaylı yoldan mesaj vermeye çalışmış, direk söylememiş.Diyebilirsiniz ki " başka nasıl söylesin, bunda anlaşılmayacak ne var". Doğru! Fakat bazıları anlamayabilir ki, "anlayışsız" diye hitap ettiğimizi, "anlamamazlığa geldi" dediğimizi de hatırlayalım. Çünkü bir gün dul yetim hakkı yiyen bir milyar dolarlık holding patronunun Twitter'dan, Müslüman ve bilgili gözükmek için, -aslında ne kadar cahil olduğu ve münafık olduğu ortaya çıkıyor, Mevlananın kıyafetle igili sözünü yazmış. Mevlana senin gibiler için yani parası olup üstüne kıyafet giyip, "vicdanını" çıkaranlar için söylemiş olduğunu herhalde! sonradan farketmiş ki! Tweeti silmiş! İşte bu gibi insanlar için, günümüzde özlü sözlerle değilde, direkt olarak söylemek lazım (mı) yaptıkları yanlışları?
   Televizyon programı yapan din adamları, birçoğu yukarıda bahsettiğim gibi yaşanmış hikayeleri anlatarak, iman sahibi insanların imanını yükseltmek, imanı olmayanları, münafıkları doğru yola sevk etmeye çalışıyorlar. Allah'ın apaçık olan ayetlerini, Peygamberin apaçık olan hadislerini anlamayanlar, hikayelerini mi anlayacak ve doğru yolu bulacaklar? Acaba Onlara da mı hikaye yerini usturuplu şekilde direkt olarak doğruyu söylemek lazım? Örnek olarak bende size bir hikaye anlatayım!!!
Hz Ali bir gün bir Hrıstiyan'a misafir olur. Adam üzüm ikram eder, Hz Ali kabul eder. Adam şarap ikram eder, Hz Ali "haramdır" der. Adam "Müslümanları anlamıyorum, şarap üzümden yapılıyuor , üzüm helal ama şarap haram" der. Hz Ali "eşin var mı" der. Adam " var" der. "Kızın var mı" der. "Var"
der. "Çağır" der. İkisi yanyana gelir. Hz Ali "kız annedendir" der. "Anne helal ama kız haramdır" der. Adam Müslüman olur.
     Tabiki bu hikaye Münafıkların, vicdansızların yaptıklarına karşın masum bir hikaye. Hz Ali adama bir hikaye anlatacağına usturuplu bir şekilde yüzüne karşı doğruyu direkt söylemiş. Günümüzde de bazı din adamları böyle yapmalı (mı)?    

Saturday, July 18, 2015

Arda Turan Transferi (Pazarlama)

      Öncelikle Arda Turan'nı Barcelona'ya transferinden dolayı kutlamak lazım. Azmin, çalışmanın ve kariyerini doğru stratejilendirmesinin sonucunu aldı. Bundan dolayı sporcu olmak isteyen çocuklara ve gençlere iyi bir örnek oldu.
      Size Arda'nın Barcelona transferini futbol (teknik) açısından değil, pazarlama açısından değerlendirme yapmaya çalışacağım.Biliyorsunuz ünlü futbolculara büyük firmalar sponsor oluyor ve onlara günlük hayatta da markalarını kullanmaları için bedeller ödüyorlar ya da onlar adına ürün bastırıyorlar.Bunun tipik örneği daha doğrusu en iyi örneği Michael Jordan ve Nike çalışmasıdır.Michael Jordan adına üretilen hem Nike amblemli  hem de Jordan amblemli kıyafetler, ayakkabılar vs... Bu pazarlama yöntemi,  bilinen bir yöntem.
      Arda Turan yukarıda da bahsettiğim gibi çalışarak adım adım zirveye çıktı. Peki Arda'nın bu başarısında ve bunun getirdiği şöhretin daha da büyütülmesinde (tabiki Arda Turan'ın haberi yoktur) takımlara sponsor olan firmaların katkısı nedir? Arda Turan'ın Barcelona'da oynaması, reklamını yapacak büyük firmalar için harika bir fırsat. Tabikide Türkiye pazarına girmek isteyen  ya da  Barcelona  ile Dünya pazarına açılmak ya da en azında Avrupa pazarında daha fazla söz sahibi olmak isteyen (hele ki takımda birde Türk oyuncu olursa harika bir bütünlük) Türk firmalar içinde harika bir fırsat. Öz olarak Arda'yı transfer ederken, Arda'nın pazarlama gücünden de yararlanılacağı düşünülmüş müdür Barcelona yönetimi tarafından? Çünkü Atletico Madrid'de oynarken, Azerbaycan hükümetinin ( kardeş ülke) sponsor olması sebepleri arasında Arda'nın Atletico'da oynamasıymış!
      Diğer taraftan, Barcelona'ya ilk önceTürk Hava Yollarının ve sonra Beko'nun, bir Türk futbolcunun olmadığı takıma sponsor olması, Arda'nın oraya (dilerim futbol mesleğinin sonuna kadar orada oynar) transfer olması ile de daha bir anlam kazandı.(mı)?
      Sonuç olarak Arda pazarlamanın neresinde? Arda'nın Barcelona'ya transferi bir pazarlama ürünü olduğunu ortaya koyar mı? Bunun cevap şimdilik Barcelona'ya transfer olmasıdır. O, artık bir yıldızdır. Bunun devam etmesi bundan sonra Arda'nın göstereceği performansa bağlı.Başarılar Arda Turan.

Diğer Yazılarım/My Other Articles

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...